Avrupa Yakası’nda bir trans kadının şehir yolculuğu: kucakta bir maket
Bir trans kadının şehir yolculuğu, Avrupa Yakası’nda kucağında taşıdığı karton evle değişiyor. Dar geçişler ve eksilen bir balkon üzerine kurgu.

Kurgu öykü; kişiler ve olaylar hayal ürünüdür.
Avrupa Yakası’nda bir trans kadının şehir yolculuğu, o gün kol mesafesiyle ölçülecekti. Otuz beş yaşındaki Aslı, yaptığı karton evi kucağına aldığında bunu anladı. Maketin kapısı küçücüktü, kendisi ise evinin kapısından yan dönerek çıkıyordu. Arkadaşı Baran'ın çektiği kısa bir deneme filmi için bir mutfak modeli hazırlamıştı. Dışarıdan bakılınca sıradan bir ev gibi görünüyordu; içeride masa, dolap ve pencerenin önünde tek bir sandalye vardı. Aslı her şeyi kutuya koyabileceğini düşünmüş, son anda çatıyı fazla yükselttiğini fark etmişti. Şimdi Beşiktaş'tan Kurtuluş'a kadar evi açıkta taşıyacaktı.
Aslı’nın masasından çıkan küçük mutfak
Maket için yeni malzeme almamıştı. Kâğıt kutuları kesmiş, bir dosyanın sert kapağını zemin yapmıştı. Mutfak masasının ayağı, biten bir kalemin gövdesiydi. Bu ayrıntıyı bilen herkes masaya eğilip bakıyordu. Aslı, maketin içinde yaşayan biri varmış gibi düşünmeyi seviyordu; sandalyenin biraz geride kalması da bu yüzdenydi. Sanki biri az önce kalkmıştı.
Baran ise yalnız pencerenin önündeki ışığı çekmek istiyordu. Aralarındaki anlaşmazlık küçük başlamış, mesajlarda büyümüştü. Aslı bütün mutfağın görünmesini istiyor, Baran çekimin birkaç saniye olacağını söylüyordu. Sonunda maketi birlikte görüp karar vermeye söz verdiler. Aslı çantasına bant, küçük bir makas ve yedek kâğıt koydu. Kendisini bir yolcu kadar hareketli hissetmiyordu; daha çok taşınan evin geçici temeli gibiydi.
Beşiktaş kaldırımında iki boş el meselesi
İlk sorun telefondu. İki eli de doluyken arkadaşının gönderdiği mesajı okuyamıyordu. Maketi bırakacak kuru ve düz bir yüzey aradı. Bir duvarın kenarında durdu, taşıdığı parçayı kendi gövdesine yaslayıp telefonu çıkardı. Baran girişin fotoğrafını göndermişti. Binanın adresini biliyordu ama kullanılacak kapıyı bu fotoğraftan daha iyi anladı.
Yanından geçen biri, bunun bir okul projesi olup olmadığını sordu. Aslı gülerek okul işlerinin üzerinden epey zaman geçtiğini söyledi. Adam modeli biraz uzaktan inceledi, çatının bir tarafını işaret etti. “Orası açık kalmış.” Aslı, kameranın oradan bakacağını anlattı. Adam başını salladı. Evin kusur sandığı şey, çekimin gereğiydi. Aslı telefonunu geri koyarken kendi itirazını düşündü: belki Baran'ın görmek istediği eksik mutfak da aynı türden bir açıklama gerektiriyordu.
Trans bir kadının yol hesabı
Aslı her gün aynı şeyi taşımadığı için alıştığı yolu bu kez yeniden değerlendirdi. Merdiven, kaldırım kenarı ve bir kapıdan geçmek, iki eli boşken düşündüğünden farklı işlerdi. Kimliği, maketin ağırlığını değiştirmiyordu; seçtiği kısa ceket ise dirseklerini rahatça hareket ettiriyordu. Trans kadın olarak kendi görünüşüyle kurduğu ilişki, o gün de yaptığı işle birlikte oradaydı.
Yola çıkmadan saçlarını toplamış, büyük küpelerini küçük bir çiftle değiştirmişti. Bunu görünmez olmak için yapmamıştı. Kâğıt çatının saçına takılmasını istemiyordu. Çantasındaki yedek küpeler, çekim bitince tekrar takılmayı bekliyordu. Bir noktada taşıma biçimini değiştirmek için durdu. Acele eden birkaç kişiyi geçirdi, sonra yürüdü. Herkesin hızına yetişmek yerine kucağındaki evin köşelerini korumak, o gün için yeterince açık bir hedefti.
Avrupa Yakası boyunca taşınan bir balkon
Yolun sonraki bölümünde maketi sağlam tutacak bir taşıma düzeni kurdu. Çantasındaki düz dosyayı altına kaydırdı; tabanın bükülmesi azaldı. Rahatladığını düşünürken küçük balkon korkuluğu koluna takıldı. Kâğıdın çıkardığı ince ses, çevredeki bütün seslerden daha belirgin geldi. Aslı durdu. Korkuluk bir köşesinden ayrılmıştı.
Küçük parçayı avucuna aldı, onarmayı düşündü. Bantla hemen tutturabilirdi ama aceleyle bastırırsa duvarı da eğecekti. Baran'a fotoğraf gönderdi: “Balkonda beklenmedik tadilat var.” Yanıt kısa geldi: “Getir, birlikte bakarız.” Aslı telefonu kapattı. Bu cevabın rahatlığını sevmişti. Maketin bozulduğunu ilan etmek yerine, hangi parçanın değiştiğini söylemişti; arkadaşının da dünyası yıkılmamıştı. Balkon parçasını çantasındaki gözlük kabına koydu. Yoluna evi biraz daha yakından tutarak devam etti.
Kurtuluş’ta doğru kapının önünde
Binaya vardığında fotoğraftaki girişi hemen tanıdı. Baran aşağı indi, önce çantayı almak istedi. Aslı ona maketin altındaki dosyanın bir kenarını verdi. İki kişi birlikte taşıyınca dar girişte yan dönmeleri gerekti. İçeride hangisinin önce hareket edeceğini konuşarak ilerlediler. Maket bütün yol boyunca bir kişinin işi olmuştu; son birkaç metrede ortak bir ritim istiyordu.
Yukarı çıktıklarında Aslı'nın elleri boşaldı. Parmaklarını açıp kapadı, ceketi sandalyeye bıraktı. Baran makete eğildi. Beklediği pencereyi buldu ama önce duvardaki yamuk rafı fark etti.
“Bunu bilerek mi yaptın?”
“Tam düz yapamadım. Sonra sevdim.”
Baran da sevdi. Aslı o an, yol boyunca korumaya çalıştığı şeyin her ayrıntısını açıklamak zorunda olmadığını gördü. Bazen yamuk bir raf, konuşmayı kendi başına açabiliyordu.
Aynı eve iki ayrı yerden bakmak
Çekim için ışık kurulunca tartışmaları geri döndü. Baran pencereye yakından bakıyor, Aslı mutfağın geri kalanının kaybolduğunu söylüyordu. İkisi de maketin etrafında dolaştı. Kameranın durduğu yere Aslı geçti; Baran da onun bütün evi gördüğü taraftan baktı. Bakış yerleri değişince konuşmaları biraz yavaşladı.
Aslı, küçük masanın hiç görünmediğini fark edip pencereyi büyütmeyi önerdi. Baran pencereyi değiştirmek istemedi. Sonra çantadan çıkan balkon parçası masanın üzerine kondu. Balkonsuz kalan açıklıktan ışık farklı giriyordu. Baran kamerayı oraya çevirdi. Artık sandalyenin arkası ve masanın bir köşesi görünüyordu. Aslı bu görüntüyü izlerken ilk kez cümlesini yarıda bıraktı. Evin hepsi görünmüyordu ama içerideki yaşamın izi kalıyordu. Kendi emeğinin sayılması için her parçanın tek tek kadraja girmesi gerekmeyebilirdi.
Kayıttan önceki sessizlik
Deneme çekiminden önce Baran pencerenin yanındaki sandalyeyi hafifçe hareket ettirdi. Aslı hemen düzeltmek için uzandı; sonra yeni gölgeyi gördü. Sandalyeyi olduğu yerde bıraktı. İkisi konuşmayı kestiğinde odadaki küçük sesler ortaya çıktı: masanın üstünde sürünen kâğıt, çekmecenin kapanışı, ceketin yere kayan kolu.
Kayıt birkaç saniye sürdü. Ardından aynı sahneyi bir kez daha denediler. İkinci denemede daha az eşya hareket ettirdiler. Aslı'nın hoşuna giden görüntü ilkiydi; Baran da aynı kaydı seçti. Seçimi uzun bir açıklamaya çevirmediler. Ekranda ışık açık duvardan içeri düşüyor, yamuk rafın gölgesi masaya uzanıyordu. Aslı çantasındaki büyük küpeleri çıkardı. Çekim için sakladığı küçük makası ise masada bıraktı. Bu kez makete dokunacak bir işi kalmamıştı.
Eve girmeyen son parça
Akşam maketi Baran'da bıraktı. Onarılmamış balkon korkuluğunu yanına aldı; çalışırken parçanın nereden ayrıldığını yeniden görmek istiyordu. Dönüşte elleri boştu. Çantasının ağırlığı aynı sayılırdı ama yürüyüşü değişmişti. İstediği an telefonunu çıkarabiliyor, cebine elini koyabiliyordu. O gün geçtiği dar noktalar şimdi başka bir yol gibi görünüyordu.
Eve vardığında balkon parçasını çalışma masasının üzerine koydu. Yapıştırıcıyı açmadı. Önce defterine, taşıma sırasında nerede zorlandığını çizdi; bir sonraki maketin altına iki tutacak ekleyecekti. Baran'dan deneme kaydı geldiğinde videoyu açtı. Kısa görüntünün sonunda sandalyenin arkasında bir boşluk kalıyordu. Aslı tam o boşluğu beğendi. Cevap olarak tek cümle yazdı: “Balkonu geri takmayalım.” Sonra masanın üstündeki küçük korkuluğu kalemliğinin yanına yerleştirdi.
Şehirde hareket ve kişisel tempo üzerine diğer yazılar kent deneyimi arşivinde yer alıyor.